2

Ocak
2012

Stresi azaltan besinler hangileri?

Yazar: admin  |  Kategori: Saglik  |  Yorumlar Kapalı  |  0 kez okundu

İngiltere’nin beslenme uzmanı Amanda Ursel, yaz mevsiminin bitmesinin ardından başlayan yoğun okul ve iş temposunun stresin dostu olduğunu bildirdi. Özellikle bu dönemlerde sağlıklarına ve kendi sinirlerine bireyin hakim olması gerektiğini bildiren Ursel, açıklamasının devamında ise doğadan gelen bitkisel ilaçları açıkladı. İşte strese iyi gelen besinler;

- Protein açısından oldukça zengin olan et, balık, yumurta, tavuk, süt ürünleri, bakliyat, yulaf ezmesi, tam tahıllılar, makarna, sebze ve meyve tüketimi gerçekleştirmeli,
- Demir eksikliğinden kaynaklanan yorgunluk hissinin üzerinden gelmek için kırmızı et, yağlı balık, fıstık, koyu yeşil sebzeler ve kahvaltı gevrekleri tüketilmeli,
- Kahve, neskafe ve kola gibi fazla kafeinli içecekler veya besinler kesinlikle tüketilmemeli,
- Kafeinli içecekler tüketiliyor ve vücut istiyorsa özellikle içeceklerin tüketildiği saatler oldukça geç olmamalı,
- Vücudun susuz kalmaması sağlanılmalı ve bol bol su, bitkisel çay, kafeinsiz kahveler ve şekersiz hafif içecekler tüketilmeli,
- Kalsiyum ve magnezyum içeren gıdalardan süt, kalkan, kaju, ıspanak, yulaf ve fıstık ezmesi, bakliyat ve patates kasları rahatlatır, sinir sistemi ve tansiyon dengeleyicidir.

2

Ocak
2012

Çocuklukta yaşanan taciz beyni değiştiriyor

Yazar: admin  |  Kategori: Saglik  |  Yorumlar Kapalı  |  0 kez okundu

Kanada’nın Montreal kentindeki McGill Üniversitesi’nde araştırma yapan bilim adamları, çocukluk döneminde tacize uğrayan ve daha sonra intihar eden kurbanların beyinlerinde, genetik değişimin meydana geldiğini ortaya koydu.

Araştırmacılara göre bu keşif çocuklukta yaşanan taciz ve ihmalin, insanlarda biyolojik etkilerinin olabileceğini kanıtlıyor. Bu bulgu ayrıca, kişideki yüksek intihar eğiliminin bulunmasına, tedavi edilmesine ve gelecekteki intiharların önlenmesine de yardımcı olabilecek.

Araştırmada, çocukluğunda tacize uğramış 18 intihar kurbanının tamamının genetik yapılarında değişiklikler tespit edildi. Bu değişikliklerin genlerde değil, hücreleri çalıştıran proteinleri yapan ribosomal ribonükleik (RNA) geninde olduğu belirtildi. Araştırmaların bundan sonraki kısmında bilim adamları, tacizin neden olduğu değişikliklere karşı teşhis testleri geliştirmek ve söz konusu değişiklikleri engellemek için çalışacaklar.

2

Ocak
2012

Alzheimer hastalarının sayısı hergün artıyor

Yazar: admin  |  Kategori: Saglik  |  Yorumlar Kapalı  |  1 kez okundu

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Böroloji Ana Bilim Dalı Davranış Nörolojisi ve Hareket Bozuklukları Birimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Haşmet Hanağası, son dönemlerde dünyanın en büyük korkulu rüyası olan için açıklamalarda bulundu.

Dünya genelinde alzheimer hastalarının 2005 yılında 15 milyon olarak belirlendiğini açıklayan Hanağası, 2050 yılında bu hastalığın büyük bir sıçrayış ile birlikte 114 milyona ulaşacağını açıkladı.

Bu hastalığın genellikle 65 yaşı sonrasında en sık bunama nedeni olarak karşımıza çıktığını belirten Hanağası, dünyada gideren artan yaşlı nüfus nedeniyle bu artışın kaçınılmaz olduğunu bildirdi. Hanağası, ’’Alzheimer hastalığına yakalananlar kadar bakanlar da zor bir dönem geçirir. Bu nedenle, sadece hasta ile değil, bakıcılarıyla da yakından ilgilenilmeli’’ diye konuştu.

2

Ocak
2012

Panik atak nedir ve belirtileri nelerdir?

Yazar: admin  |  Kategori: Saglik  |  Yorumlar Kapalı  |  0 kez okundu

Birden bire meydana gelen aşırı korku ve endişe sonucunda yaşanan nöbet olarak tanımlanan panik atağın yoğun bir şekilde başladığı bildirilmektedir. 10 ila 30 dakika arasında sürebilen ataklar, ardından azar azar yoğunluğunu azaltırken, nöbet sırasında insan kendisini ölecekmiş yada kötü birşey olacakmış gibi hissedebilir.

:: Panik atağın belirtileri nelerdir?
- Çarpıntı, kalp atışlarını duyma ve ya kalbin hızlı atması,
- Aşırı derecede terlemek,
- Titremek ve ya sarsılmak,
- Soluk almada zorlanma ve ya boğuluyormuş gibi olmak,
- Nefessiz kalmak, boğuluyor gibi hissetmek,
- Göğüste ağrı ve ya sıkıntı hissetme,
- Mide bulantısı ve ya karında ağrı,
- Başın dönmesi, sersemlik hissetme, düşecek ve ya bayılacak gibi olmak,
- Gerçek dışı duygular ( derelizasyon) ve ya benliğinden ayrılma (deparsonalizasyon),
- Kontrol kaybı ve ya çıldırma korkusu,
- Ölümden korkma, uyuşma ve karıncalanma,
- Üşümek, ürpermek ve ya ateş basması,

2

Ocak
2012

Panik atağın tedavisi

Yazar: admin  |  Kategori: Saglik  |  Yorumlar Kapalı  |  0 kez okundu

Tüm dünyada yaygın bir şekilde yaşanan hastalık olarak bilinen ve birden bire aşırı derecede meydana gelen korku ile endişe sonucunda yaşanan nöbet olarak adlandırılan yaklaşık 10 ile 30 dakika arasında yaşanan yoğun ataklarla meydana gelmektedir. Yoğun atakları azar azar azalırken insan kendisini ölecekmiş gibi hissetmektedir.

Panik atağın tedavi sürecinde en etkili yol ve kesin çözüm ilaç kullanımı ile psikoterapi olarak bilinirken, kısa süreli ani tedavilerin mümkün olmadığı da bilinmektedir. Bu sebepten dolayı tedavi süresinin uzun olmasından dolayı yakınılmamalı ve büyük bir sabır ile ilaçların tüketiminin gerçekleştirilmesi gerekir.

2

Ocak
2012

Tiroid kanseri giderek artıyor

Yazar: admin  |  Kategori: Saglik  |  Yorumlar Kapalı  |  3 kez okundu

Kanser hastaları günümüzde çok fazlalaştı. Giderek artan kansere bir de tiroid kanseri eklendi. Bir çok kişinin hayatını karartan kanser şimdi ise kendini troid ile gösteriyor. Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İlker ABCI tiroid kanseri hakkında bizleri bilgilendiryor.

 

Tiroid Kanseri

Tiroid kanseri; tiroid bezindeki hücrelerin kontrolsüzce çoğalması sonucunda ortaya çıkar ve boyun bölgesinde yumru şeklinde kendini gösterir. Boyun bölgesinde yer alan Tiroid bezi; iyot kullanarak hormon üretir ve bu hormonlar tüm vücudun metabolizmasını düzenler. 20-25 g ağırlındaki Tiroid bezi organında meydana gelen Tiroid kanseri tek tip bir kanser türü değildir. Papiller Kanser, Folliküler Kanser, Medüller Kanser ve Anaplastik Kanser adı altında görülme sıklığına göre 4′e ayrılır.

Kimler Tiroid Kanseri’ne Yakalanabilir?

 

  • Triod kanseri erkeklere göre kadınlarda daha rastlanır,
  • Tiroid bezinde yumru olan hastalar,
  • Baş-boyun bölgesine çocuk yaşlarda ışın tedavisi uygulatanlar,
  • Uranyum gibi radyoaktif maddelere maruz kalanlarda,
  • iyotlu tuz kullananlar risk altındadır.

Tiroid Kanseri Belirtileri Nelerdir?

2

Ocak
2012

Adet düzensizlikleri ve tedavisi

Yazar: admin  |  Kategori: Saglik  |  Yorumlar Kapalı  |  0 kez okundu

Ergenlik döneminide başlayan ve ileri ki yaşlara kadar devam eden her kadının kaçınılmaz bir durumudur, adet görme. Düzenli adet gören bir kadın 28 günde bir bu durumla karşılaşır. Ama bazı kadınlar için bu böyle olmayabilir. Adetiniz ya çok erken yada çok geç oluyorsa adet düzensizliğiniz var demektir.

; Normal adet kanamasının dışında (erken yada geç) olması, sancılı, pıhtılı ve uzun sürmesidir. Bu düzensizliğin iki nedeni vardır;

1. Organik kökenli
2. Disfonksiyonel uterin kanamalar

Organik kökenli adet düzensizlikleri; Rahimde ur (miyom), kist, polip ve tümor gibi problemlerden kaynaklanan düzensizliklerdir. Üreme organlarıyla ilgili olan bu problemler yaklaşık %25 sıklıkla görülür.

Disfonksiyonel uterin kanamalar; Hormonal problemlerin başrolde olduğu bir düzensizliktir. Yaklaşık olarak %75 sıklıkla görülür ve yapısal bir problem değildir.

Adet Düzensizliğinin Diğer Nedenleri

Cinsel organlardaki travmalar, miyomlar, rahim iç zarında meydana gelen kanser, rahim ağzı iltihaplanmaları, doğum kontrol hapı kullanımı, spiral kullanımı, doğum kontrol iğneleri, cilt altı korunma implantları tüm bu düzensizliklerin sebepleri arasında gösterilebilir. Adet düzensizliğinde kişinin yaşıda önemlidir. 40 yaş altı kanamaların sebebi hormonal nedenlere bağlı iken 40 yaş üstleri için hormon dışı nedenlere bağlıdır.

2

Ocak
2012

Gebelikte alkol tüketimi hakkında bilgi

Yazar: admin  |  Kategori: Saglik  |  Yorumlar Kapalı  |  0 kez okundu

ile ilgili yapılan araştırmalar sonucunda, yemekte bir ve iki kadeh alkol tüketiminin bebeğe hiç bir olumsuzluk yaratmadığı kanıtlanmıştır. Fakat gebelikte alınan fazla miktar içkinin bebeğin anne karnındaki yaşamını olumsuz bir şekilde etkilediği ve bebeğin sağlıklı doğması halinde gelişiminin olumsuz etkilendiği bildiriliyor.

Anne kan dolaşımı ve bebek kan dolaşımı ortak olduğunda alkol anında annenin kanından bebeğin kanına geçebilirken, gebelikte tüketilen alkol miktarı arttırkça riskte üst seviyeye çıkmaktadır. Gebelikte aşırı derece de tüketilen alkol bebeğin cilt sağlığını ve zihin sağlığını olumsuz etkiler.

Gebelik için güvenli veya sağlıklı olarak adlandırılabilecek olan alkol dozu yokken, birkaç kez bir iki kadeh içilmesinde sakınca görülmemektedir. Doğum günlerinde, kutlamalarda, özel günlerde ve evlilik yıl dönümlerinde şarap ve bira gibi içkilerin çok az olması şartıyla tüketilebileceği belirtiliyor. Ancak mecbur durumda kalmadığınız sürece alköl tüketimi gerçekleştirmenizi önermiyoruz.

2

Ocak
2012

Hamilelik esnasında oruç tutmak sakıncalı mıdır?

Yazar: admin  |  Kategori: Saglik  |  Yorumlar Kapalı  |  0 kez okundu

Gebelik döneminde anne adayı İslamiyet’in en önemli ibadet biçimi olarak sayılan oruç ibadetini gerçekleştirmek isteyebilir.Bu ibadeti gerçekleştirmek isteyenlerin doktordan onay alarak dengeli, düzenli ve verimli bir şekilde beslenmesi gereklidir. Düzenli beslenildiği taktirde oruç hiçbir şekilde gebe adayı için sorun yaratamayavakken, anne ve bebeğin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde beslenmeye özen gösterilmelidir. Sağlıklı gebe iftar ve sahurda tahıl grubu, meyve, sebze, et ve süt ürünleriyle bol sıvılı gıdaların tüketimini sıkça gerçekleştirmelidir.

Diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalıkları gibi benzer hastalıkları bulunan gebelere oruç tutulması pek önerilmez iken, kesinlikle doktor tavsiyelerine uyması önerilir. Gebeliğin ilk üç ayında tutulan oruç hem anne hem de bebeği olumsuz etkilemez iken, son döneminde tutulan oruç içinse mutlaka doktor izni olması gerekmektedir.

2

Ocak
2012

Hamilelikte oruç tutmak kimler için zararlıdır?

Yazar: admin  |  Kategori: Saglik  |  Yorumlar Kapalı  |  0 kez okundu

Kalp, damar ve kalıtsal hastalıklar yaşayanların, daha önce düşük tehlikesi geçiren gebelerin kesinlikle oruç tutmaması önerilirken, bebeğin gelişiminde bir sorun gözleniyor ise, doktor uygun görmüyor ve anne adayı bünyesinde sistemik bir hastalık içeriyor ise kesinlikle oruç tutması hem bebeğin hem de kendisinin sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir.

Özellikle hamilelik döneminde anne adayı daha fazla enerji tükettiğini için sağlıklı beslenmesi ve vitamin içeren besinler tüketmesi gerekirken, vücudun dirençli olamadığı anlarda orucun tutulmaması önerilmektedir.Genelikle ve özellikle yeni anne adaylarında bulantı, kusma, mide ekşimesi ve mide yanması gibi yakınmalar olacağından ve bu yakınmaların anne adayının ibadetini olumsuz etkileyeceğinden dolayı yeni hamilelerin pekte oruç tutması önerilmemektedir.

Gebelik dönemindeki şikayetlerin oruç tutulması halinde daha sık bir şekilde seyir edebileceğini sizlere hatırlatmamız gerekirken, bu gibi durumların gözlenildiği taktirde hem anne hem de bebek sağlığı için oruç tutulmaması önerilmektedir.

© Tüm Hakları Saklıdır - SohbetKlubu.Com
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.